bi garip insan tarafından yazılmış tüm yazılar

içi dökülesice bi yerdeyim ):)

Kavuşamayanların öyküsü

Şu görmüş olduğunuz eşini talihsiz bir şekilde kaybeden bir eldivendir. Günlerden bi gün yolda giderken ikiside bir cebe girmiş. Sahibi onları orda ararken sadece birini görmüş. Eşini düşürdü bi yerlerde yada aslında hiç o cebe girmedi sanmış. Tek başına bana hizmet edemez diye onu görevinden almış çöpe tayin etmiş. Aradan kısa bi süre geçmiş. Sahibi birden cebinde astara giden gizli bi geçit yol olduğunu ve diğer eşin oralara saklandığını farketmiş. Eşini attığınamı üzülsün onu bulduğunamı sevinsin bilemeden kalakalmış öyle. Ve hazin son olarak onada çöpün yolu görünmüş. Kimbilir burda kavuşamasalarda orda bulurlar birbirlerini diyerek ümit etmekten başka çare kalmamış..

Reklamlar

Petek candır

Soğuk havalar onuda etkilediyse demekki.. Limon bey ısınma keyfinde şuan.

Bir buket aşk?

Yine bir Debbie Macomber kitabının sonuna geldik. Bu bir serinin devamıydı. Kitabın ismi niye bir buket aşk ben okurken çözemedim ama yinede güzeldi. Sanırım taze aşıklardan ve süregelen aşklardan bir buket bu hikaye. Tanıdığımız karakterlerin yaşamlarının gidişatı diyebilirim. Lydia artık gerçekten bi yerlerde tanıdığım bi tuhafiyeci gibi benim için. Sanki sahiden varmış gibi.. Sanki o gizemli sepetlere bi yerde denk gelicekmişim bikaç sırada ben örücekmişim gibi.. Umarım seri devam ediyodur çünkü bundan sonra neler olucak çok merak ediyorum..

Ot kafalar

Bazı dergiler çokmu çok güzelmiş. Yine almadan duramamışız. Üstelik yeni yıl takvimimizde olmuş en şiirlisinden. “Romantik bi yıl bizi bekler ozaman” demek isterdim ama kendimle pek bi bağdaştıramadım romantikliği 😀 yinede şiiri pek bi severim. Dergileri daha önce okumadıysanız şiir dergisi falan sanmayın şimdi. Yanıltmış olmıyım. Çoğu zaman yaşanmış bazende tamamen kurgu öykülerle dolu içi. Aynı zamanda ünlülerle röportajlar yada onların hayat hikayesi falan oluyor içeriğinde. Kısacası ben seviyorum. Tavsiyemide eder giderim buralardan..

Sonsuza dek

Ağlaya ağlaya okuduğum bi kitabın daha sonuna geldim. Selvi boylum al yazmalımın Kristin’ce versiyonuydu. Sevgi neydi? Sevgi emekti! diyerek bitirdik hikayeyi. Bazı şeylerin kafamıza dank etmesi için büyük sınavlardan geçmemiz gerekiyor bazen. Gözümüzün önündeki gerçeği görebilmek için bi felaketin eşiğinden dönmeliyiz. Ve bazen uyanabilmek için önce derin bi uykuya yatmak şart belkide. Aşkın gücüne tüm kalbimizle inansakta, bizi aşkın değil sevginin yaşatıcağını gösteren bi kitap. Aşk ve sevgi arasında çok ince bi çizgi var ve onu görebilmek bazen mümkün olmuyor. Çizginin hangi tarafında olduğumuz sanırım asıl mesele..