Kategori arşivi: Genel

Ot kafalar

Bazı dergiler çokmu çok güzelmiş. Yine almadan duramamışız. Üstelik yeni yıl takvimimizde olmuş en şiirlisinden. “Romantik bi yıl bizi bekler ozaman” demek isterdim ama kendimle pek bi bağdaştıramadım romantikliği 😀 yinede şiiri pek bi severim. Dergileri daha önce okumadıysanız şiir dergisi falan sanmayın şimdi. Yanıltmış olmıyım. Çoğu zaman yaşanmış bazende tamamen kurgu öykülerle dolu içi. Aynı zamanda ünlülerle röportajlar yada onların hayat hikayesi falan oluyor içeriğinde. Kısacası ben seviyorum. Tavsiyemide eder giderim buralardan..

Reklamlar

Sonsuza dek

Ağlaya ağlaya okuduğum bi kitabın daha sonuna geldim. Selvi boylum al yazmalımın Kristin’ce versiyonuydu. Sevgi neydi? Sevgi emekti! diyerek bitirdik hikayeyi. Bazı şeylerin kafamıza dank etmesi için büyük sınavlardan geçmemiz gerekiyor bazen. Gözümüzün önündeki gerçeği görebilmek için bi felaketin eşiğinden dönmeliyiz. Ve bazen uyanabilmek için önce derin bi uykuya yatmak şart belkide. Aşkın gücüne tüm kalbimizle inansakta, bizi aşkın değil sevginin yaşatıcağını gösteren bi kitap. Aşk ve sevgi arasında çok ince bi çizgi var ve onu görebilmek bazen mümkün olmuyor. Çizginin hangi tarafında olduğumuz sanırım asıl mesele..

Balık diilmiydi o?

Bencede Mahmut senden hayır yok yıkanmayı öğret baride kendi kendine paklansın garip. Sabahın kör karanlığında işe giderken felsefik yazılar görmekte tam benim ilgi alanım zaten. Uykudan gözümü açıp önümü göremem ama böyle şeyler oldumu kaçırmam. Ama bunlarla uğraşırken metrobüsü kaçırırım o ayrı.. Mahmut kimsen burdan selam olsun. Saygılar..

Şeytan bi uyanamadıysa..

Hiç bitmicek sandığım bi kitaptı ama nihayet başardım bitirmeyi. Normalde John Verdon’un kitaplarını severim ama bu nedense aşırı sıkıcıydı. Sanki çok büyük bi sırrı çözücekmişiz, şok geçirip vay be diycekmişiz gibi bi ton ayrıntıya girilmiş. Onca mevzudan bahsedildikten sonra insan bomba etkisi yaratıcak bi son bekliyor ama tam bi tırt. Katil bulunuyo hatta yok ediliyo ama insan son sayfada bile bumudur yani mutlaka daha güzel bi son olmalı diye son satıra kadar arayışa giriyor. Onca gereksiz ayrıntıya bilimsel bilimsel sıkıcı tanımlara rağmen sonu çok kötü bağlanmış öykünün. Boşa okumuşum etkisi yaratıyor insanda. Tuhaf bi kitaptı ama yinede karakterleri seviyorum, onların hatrına bile okunabilir yani. Dave Gurney ve karısı Madeline. Özellikle karısının iç güdülerine, farklı bakış açısına, zeki fikirlerine, cuk oturan laflarına hastayım. Ama sonuç olarak tavsiye edebileceğim bi roman olmamış bu defa üzgünüm 👎

Bir diyet klasiği

9876554443322113’üncü diyet maceramla başbayız. Uzun araştırmalarım sonucu şekersiz içilen Türk kahvesi ve limonlu soda diyetin en zararsız şeyleriymiş. Kalori açısından çok düşükler hatta kaloricikler diyebiliriz. Diyet uzmanlarımız öneriyor kısacası ara öğünler için. Ama biride çıkıp dese ya şu diyetisyenlere bunlar sade tüketilmez günah diye. Yanında tatlı, çikolata olmayan Türk kahvesinin kimsesizliği garipliği diye bişey var. Birileri bunu öğrenememişse demekki. E gece uzun, malum dizi heyecanlı (Çukur olur kendileri) ekran başında kös kös oturmak olurmu? Oda olmaz buda bi gerçek. Kahveden sonra ev yapımı pudingle devam etmek lazım. Galiba gene olmadı benim bu diyet işleri. Bi yerde bi hata yapıyorum ama nerde? Acaba kahveden önce pudingimi yemeliydim? Kalorileri gene tutturamadıysam!

Bayram gelmiş neyime..

Sabahın kör karanlığında kalkıp işe gitmek.

2 gün tatilin ardından işe gitmek.

Herkesin resmi tatilden faydalanıp evde fosur fosur uyuduğunu bilip işe gitmek.

Ama yinede durağa geldiğinde bomboş olduğunu görüp sevinmek. Kesin oturarak giderim şimdi yaşasın diye umutlanmak. Hayaller böyleydi işte o metrobüs uzaktan bomboş görünerek usul usul durağa gelirken. Amaaa…

Görüldüğü üzere hayat öyle hayallerdeki gibi diil. Yine bana hüsran yine bana ayakta kalmalar. Hayırlısı be gülüm. Biz alışığız bunlara ama herkes otururken ayaktaki tek yolcu olmak ufaktan bi koyuyosa demekki adama. Neyse işte pencere kenarındayım hiç diilse sırtımıda yasladım diyerek tüm yol kendimi avutmakta bi güzelliktir metrobüs yolcusu için. Önümüzdeki bayramlara bakıcaz artık..

Şaban pabucu yarım

– Şabaaannn

– neee

Özlem gidermek, artık ezbere bildiğimiz o sahnelere ait eşyaları, kıyafetleri görmek isterseniz mutlaka Marmara Park’a gitmelisiniz. 5-21 Ekim arası Kemal Sunal sergisi var. Bizzat gidip görmüş biri olarak bayıldım. Filmlerde giydiği kostümler, kendi şahsi eşyaları falan çok güzel düşünülmüş bi durum ortaya çıkmış. Bence kaçırmamalısınız. Biraz reklam gibi oldu ama öyle diil ufaktan tavsiye. Zati haftasonu yağış diyiler avemeler gezmek için en uygun yer. E gitmişkene görün gari..

Yol ayrımındayım!

Yer: Edirnekapı metrobüs çıkışı + Şehitlik

Tarih: İkibinbilmemkaç (çokta önemi yok)

Oyuncular: İnsan görünümlü öküzler 🐂 Bakınız resim Vannn (1)

İnsan gibi yolda yürümeyi beceremeyen bu türler için belediyemiz metrobüs çıkışlarında şeritlerle güzergah belirlemiş sağolsun. Gayet mantıklı çünkü diğer türlü öküzgillerimiz birbirlerini ezmek zorunda kalıyorlar. İtip kakışmak, saygısızca sözlü yada şiddet içerikli tartışmalar yaşanıyor. Çünkü bu öküzgiller merdivenden inip çıkmak yada toplum içerisinde yürümek gibi bir eğitim almamış. Çünkü dağdan gelmişler insanlıktan nasibini almamışlar. Bu yüzdende artık yol gösterici şerit var. Bakınız resim tuuu (2)

Öyle bi şerit yetmez bu milletimize deyip bariyerle devam etmiş yola belediye. Hatta adım başı güvenlik görevliside koymuş yolunu şaşırana yol göstersin diye. Ama yinede çözüm olmuşmu bu; olmamış tabikide. Bariyerin üstünden atlayıp geçen bi domuz kılıklıyı görmüşmü bu gözler, görmüş. Ozaman dahada akıllanmaz, eğitilmez bizim bu dağdan inmelerimiz. Bakınız resim triii (3)

Hadi bunları geçtim yolda yürüyemedin merdiveni çıkamadında e be teyzem o ayakkabıları çıkarıp evinin divanında uzanır gibi toplu taşımada yayılmak nedir ya? Yorganda getiremmi? Birleştirelim koltukları rahat edemediysen. Toplu taşıma diil bu zaten yayıl ya çıkar hatta çoraplarıda çıkar at kenara. Çekinme yani sıkılma öyle yabancımıyız biz. Bakınız teyzeme resim forr (4)

Gelişmiş bi toplum olucaz bi gün he he ondan görürsem söylerim.. kaptan inicek var müsait bi yerde..

İki yakayı bi araya getiremediysek

Bu yaşıma gelip bu bilgiyi yeni öğrenmiş olmaktan dolayı utanç içindeyim şuan. Bebek stilidir, bi tasarımdır falan diye düşünürdüm hep ama meğer bi amacı varmış. Gerçi bu amaca uygun kimsenin kullandığınıda görmedim. O bebeğin kafa illa bi sıkışmalı yukarı doğru çekiştirirken. Mutlaka ağlatılmalı avaz avaz. Ağlamasın diye cee eee diye sevimlilikler yapılmalı sıkıştığı yerden kurtarınca. Biz böyle gördük yani böyle büyüdük. Omuzlardan tutup indireni çocuğa işkence etmiyen anneyi tanımadım ben daha. Yada çevrem çok acımasız analarla dolu. Bilemedim şimdi. Neyse buda bi kamu spotu bilgisi olsun. Artık bebeler işkence görmesin. Gelecek nesili bu zıbınlar kurtaracak analar..

Konuşalımmı canısı

Yıl olmuş ikibinbilmemkaç ama hala buralardan birbirine yürümeye çalışanlar var. Müzik dinlerken bunları görmek o çabalara, övgülere, havalı laf sokuşlara şahit olmak aslında çok eğlenceli. Hala bu kafada insanların olması, hatta böyle bi gençliğin yetişmekte olması üzücümü komikmi karar veremedim. Ama demekki hala bu işler böyle yürüyor bi yerlerde. E ozaman seviyosan git konuş bence. Sıradaki şarkı bu satırları okuyan sevdiceğime gelsin. Dayımgillerede selam..