Kategori arşivi: Genel

Kurabiye 🍪

Noel babanın kurabiye canavarı çıkması.. Hediye dağıtmaktan fırsat kaldıkça kurabiye yemesi.. Nasıl bi sevimliliktir bu ya.. Afiyet olsun Noel baba. Yolunu gözlüyoruz merakla..

Reklamlar

Ho ho hohh

En sevimli güncelleme bu olsa gerek. Noel babanın yerini öğrenmeye sayılı günler kalmış merakla bekliyoruz ozaman.. 🎅

Bir buket aşk?

Yine bir Debbie Macomber kitabının sonuna geldik. Bu bir serinin devamıydı. Kitabın ismi niye bir buket aşk ben okurken çözemedim ama yinede güzeldi. Sanırım taze aşıklardan ve süregelen aşklardan bir buket bu hikaye. Tanıdığımız karakterlerin yaşamlarının gidişatı diyebilirim. Lydia artık gerçekten bi yerlerde tanıdığım bi tuhafiyeci gibi benim için. Sanki sahiden varmış gibi.. Sanki o gizemli sepetlere bi yerde denk gelicekmişim bikaç sırada ben örücekmişim gibi.. Umarım seri devam ediyodur çünkü bundan sonra neler olucak çok merak ediyorum..

Ot kafalar

Bazı dergiler çokmu çok güzelmiş. Yine almadan duramamışız. Üstelik yeni yıl takvimimizde olmuş en şiirlisinden. “Romantik bi yıl bizi bekler ozaman” demek isterdim ama kendimle pek bi bağdaştıramadım romantikliği 😀 yinede şiiri pek bi severim. Dergileri daha önce okumadıysanız şiir dergisi falan sanmayın şimdi. Yanıltmış olmıyım. Çoğu zaman yaşanmış bazende tamamen kurgu öykülerle dolu içi. Aynı zamanda ünlülerle röportajlar yada onların hayat hikayesi falan oluyor içeriğinde. Kısacası ben seviyorum. Tavsiyemide eder giderim buralardan..

Sonsuza dek

Ağlaya ağlaya okuduğum bi kitabın daha sonuna geldim. Selvi boylum al yazmalımın Kristin’ce versiyonuydu. Sevgi neydi? Sevgi emekti! diyerek bitirdik hikayeyi. Bazı şeylerin kafamıza dank etmesi için büyük sınavlardan geçmemiz gerekiyor bazen. Gözümüzün önündeki gerçeği görebilmek için bi felaketin eşiğinden dönmeliyiz. Ve bazen uyanabilmek için önce derin bi uykuya yatmak şart belkide. Aşkın gücüne tüm kalbimizle inansakta, bizi aşkın değil sevginin yaşatıcağını gösteren bi kitap. Aşk ve sevgi arasında çok ince bi çizgi var ve onu görebilmek bazen mümkün olmuyor. Çizginin hangi tarafında olduğumuz sanırım asıl mesele..

Balık diilmiydi o?

Bencede Mahmut senden hayır yok yıkanmayı öğret baride kendi kendine paklansın garip. Sabahın kör karanlığında işe giderken felsefik yazılar görmekte tam benim ilgi alanım zaten. Uykudan gözümü açıp önümü göremem ama böyle şeyler oldumu kaçırmam. Ama bunlarla uğraşırken metrobüsü kaçırırım o ayrı.. Mahmut kimsen burdan selam olsun. Saygılar..

Şeytan bi uyanamadıysa..

Hiç bitmicek sandığım bi kitaptı ama nihayet başardım bitirmeyi. Normalde John Verdon’un kitaplarını severim ama bu nedense aşırı sıkıcıydı. Sanki çok büyük bi sırrı çözücekmişiz, şok geçirip vay be diycekmişiz gibi bi ton ayrıntıya girilmiş. Onca mevzudan bahsedildikten sonra insan bomba etkisi yaratıcak bi son bekliyor ama tam bi tırt. Katil bulunuyo hatta yok ediliyo ama insan son sayfada bile bumudur yani mutlaka daha güzel bi son olmalı diye son satıra kadar arayışa giriyor. Onca gereksiz ayrıntıya bilimsel bilimsel sıkıcı tanımlara rağmen sonu çok kötü bağlanmış öykünün. Boşa okumuşum etkisi yaratıyor insanda. Tuhaf bi kitaptı ama yinede karakterleri seviyorum, onların hatrına bile okunabilir yani. Dave Gurney ve karısı Madeline. Özellikle karısının iç güdülerine, farklı bakış açısına, zeki fikirlerine, cuk oturan laflarına hastayım. Ama sonuç olarak tavsiye edebileceğim bi roman olmamış bu defa üzgünüm 👎

Bir diyet klasiği

9876554443322113’üncü diyet maceramla başbayız. Uzun araştırmalarım sonucu şekersiz içilen Türk kahvesi ve limonlu soda diyetin en zararsız şeyleriymiş. Kalori açısından çok düşükler hatta kaloricikler diyebiliriz. Diyet uzmanlarımız öneriyor kısacası ara öğünler için. Ama biride çıkıp dese ya şu diyetisyenlere bunlar sade tüketilmez günah diye. Yanında tatlı, çikolata olmayan Türk kahvesinin kimsesizliği garipliği diye bişey var. Birileri bunu öğrenememişse demekki. E gece uzun, malum dizi heyecanlı (Çukur olur kendileri) ekran başında kös kös oturmak olurmu? Oda olmaz buda bi gerçek. Kahveden sonra ev yapımı pudingle devam etmek lazım. Galiba gene olmadı benim bu diyet işleri. Bi yerde bi hata yapıyorum ama nerde? Acaba kahveden önce pudingimi yemeliydim? Kalorileri gene tutturamadıysam!

Bayram gelmiş neyime..

Sabahın kör karanlığında kalkıp işe gitmek.

2 gün tatilin ardından işe gitmek.

Herkesin resmi tatilden faydalanıp evde fosur fosur uyuduğunu bilip işe gitmek.

Ama yinede durağa geldiğinde bomboş olduğunu görüp sevinmek. Kesin oturarak giderim şimdi yaşasın diye umutlanmak. Hayaller böyleydi işte o metrobüs uzaktan bomboş görünerek usul usul durağa gelirken. Amaaa…

Görüldüğü üzere hayat öyle hayallerdeki gibi diil. Yine bana hüsran yine bana ayakta kalmalar. Hayırlısı be gülüm. Biz alışığız bunlara ama herkes otururken ayaktaki tek yolcu olmak ufaktan bi koyuyosa demekki adama. Neyse işte pencere kenarındayım hiç diilse sırtımıda yasladım diyerek tüm yol kendimi avutmakta bi güzelliktir metrobüs yolcusu için. Önümüzdeki bayramlara bakıcaz artık..

Şaban pabucu yarım

– Şabaaannn

– neee

Özlem gidermek, artık ezbere bildiğimiz o sahnelere ait eşyaları, kıyafetleri görmek isterseniz mutlaka Marmara Park’a gitmelisiniz. 5-21 Ekim arası Kemal Sunal sergisi var. Bizzat gidip görmüş biri olarak bayıldım. Filmlerde giydiği kostümler, kendi şahsi eşyaları falan çok güzel düşünülmüş bi durum ortaya çıkmış. Bence kaçırmamalısınız. Biraz reklam gibi oldu ama öyle diil ufaktan tavsiye. Zati haftasonu yağış diyiler avemeler gezmek için en uygun yer. E gitmişkene görün gari..