Bir dilim mutluluk

Anne pastası diye bişey varmıştı çocukluktan kalma mutlulukların arasında. İnsan 100 yaşınada gelse doğum gününde tek ihtiyacı olan şey bu olucaktır bence yaşadığı sürece. Gerisi boş. Dünyanın en pahalı, en havalı, en lezzetli pastasınıda getirseler önüne o evde yapılmış uyduruk pastanın lezzeti hiç birinde olamıyor işte. İçine anne sevgisi katılmış olması galiba öyle hissettiren. Bu cümledeki galiba fazla oldu. Kesinlikle öyle yani. Bi anda çıkagelen bi mutluluk oldu bugün. Tam “artık o pastasız yeni yaşıma nasıl girerim, nasıl olcak” diye kendi kendime hüzünlenirken bi anda hoop karşımda en uyduruğundan sevgili pastam. E ozaman mutlu yıllar olsun ne diyelim. 🎂

Reklamlar

Bi arkadaşın başına gelenler..

Yine günlerden bir gün; arkadaşın biri diyetteymiş. Ben değilim yani sakın yanlış anlaşılmasın. Ben su içsem bile yaramıyorki! diyetmiş, kilo almakmış nedir bilmem yani. Neyse o kısmı pek karıştırmayalım şimdi. Gitmiş bu arkadaş kendine böyle havalı havalı uygulamalar indirmişki; yediğini içtiğini denetleyebilsin. Bi oturuşta yediği öküzlerin kalorisini bilip bilinçli şişko olarak dolansın ortalıkta diye. Herşey iyi hoşmuş ve bi okadarda zormuşken; şu uygulamanın ortasında çıkıveren reklamların çikileta falan olup insanı yoldan çıkarmaya uğraşmasına ne demeli. Kesinlikle insan iradesini sınamalık içler acısı şeyler bunlar. Sen orda üç beş kalorinin hesabını zor yaparken kalkıp % 100 lezzet demek nedir ya? Ayıp, günah, vicdansızlık resmen. Brokolinin, lahana suyunun, kiraz sapının yüzde kaç milyon lezzet içerdiğinden haberi yok bunların galiba. Yazık onlara ( yada şu diyet yapan arkadaşa )

Hesaplar tutmayınca..

Bazen işte böyle saçmalıycak kadar sıkılabilirsin hesap yapmaktan. Durum bu hale gelmişse ya ortamı terkediyoruz yada ölü taklidi yapıyoruz. Yada ” leblebi demişken yesekmi ” deyip soluğu en yakın kuruyemişçide alıyoruz. Tercih size kalmış tabikide..

e-Babil bir kuştur..

Bugün çok geç kalmış bi şekilde babil.com’u keşfettim. Keşifte demeyelimde tabiki adına çünkü yıllardır biliyodumda işte daha avantajlı olduğunu farkettim diyelim. Senelerdir kitap alışverişlerimi ismini vermiyim baş harfleri D&R olan siteden yapıyordum. 🤭 Ama bugün bi fiyat karşılaştırması yapıp aradaki dağlar gibi farkı görünce Babil’den almadığım kitaplar için vicdan azabı duydum resmen. Üstelik ilk alışverişte ( yada belkide sadece ilkinde değildir henüz tam bilmiyorum burdaki hizmeti oyüzden yalan olmasın ) hediye olarak ücretsiz Babil defter vermeleride bence çok hoş bi incelik. Kesinlikle bundan sonraki adresim burasıdır. Tabi daha hesaplısını bulana kadar. Alışverişte bu sadakatsiz müşterilik durumu caizdir sonuçta diilmi? Tamamen duygusal 💰

Haşırttt..

Haşırt dı bilekbord kitabınıda bitirmiş bulunmaktayım. Ama açıkçası pek umduğum gibi değildi. İçinde Zafer Algöz’ün diğer sanatçılarla ilgili anıları var. Ama anlatım tarzı yada hikayeler öyle çok ilgi çekici yada sürükleyici diil. Tamam güzel ve unutulmaz bir anı olabilir ama daha farklı bi dille anlatılabilirdi bence. Çok cansız bi anlatım olmuş. Ayrıca öykülerde öyle insanı aman aman aşırı duygusallığa yada eğlenceye sürükleyecek şeyler diildi. Ama yinede içlerinden birçoğu (neredeyse hepsi hatta) sevdiğimiz ve şuan hayatta olmayan ünlüler olduğu için insan onlara olan özlemden okumak istiyor. Öyle değişik bi kitaptı işte. “Okuduk bitti işte, gelsin sıradaki” diyerek çokta yorum yapmak istemiyorum. Yazara saygı efendim! Beğenmeyen otursun kendi yazsın bi zahmet..

Umutsuz metrobüs yolcuları

Bigün sizde oturabilirsiniz, umudunuzu kaybetmeyin diyerekten çok iyi düşünülmüş bişey bu. Birbirini ite kaka ayakta durmaya çalışan insanların pozitif olabilmesini, oturma ihtimallerinin hala olabileceğini vurgulamaya çalışmış. Çok mantıklı yani. Sağolasın metrobüs kardeş, ama bukadar alenen laf sokmasaydın keşke. Yaramıza tuz basmayaydın eyiydi.. Hadi neyse şimdi ben bi gaza gelip oturanlara göz dikiyimde inme ihtimallerini hesaplamaya devam ediyim. Ozaman sıradaki anons tüm yolculara gelsin: NEKS TEYŞIN 🙄

Güle güle…Hoşgeldin…

Normal şartlar altında başladığım bi kitabı yarıda bırakmayı asla sevmem ama bu defa devam etmeyi başaramadım. Shantaram kitabından bahsetmiştim ilk başladığım zamanlar. Ve evet üzerinden aylar geçti ve ben ancak 300 küsürlü sayfalara gelebildim. Oda ite kaka zorla yani. Kitap kötü diil aslında çok güzel bi anlatımı var. Ama okadar aşırı detaylarda boğulmuşki insanı bi noktada bayıltıyor. Atlayarak okuyım yada bırakıyım diyosun oda olmuyo çünkü anlatım dili çok güzel ve atlarsam ordaki cümleleri, tasviri, betimlemeyi, örneği vs her ne güzellik varsa kaçırmakta istemiyosun. Ama onlarca sayfa okuyup konu açısından bi adım öteye gidemiyosun. Buda insanı sıkıyor bi süre sonra ve bu akşam pes edip bıraktım. Üzgünüm ama yaptım yani.

Ve şimdi yeni kitabıma başlıyorum hadi hayırlısı bakalım. Şuan hakkında hiç bi fikrim yok okuyup görücez..

Birceylan hatırası

Ceylan’ın kitap fuarına geleceğinden bahsetmiştim. Ve Pazar günü koşarak gittim tabikiside. Eğer gidemeseydim zaten çok üzülücektim. Çünkü niyeyse kendisini acayip seviyorum. Sadece bloğu ve instagram ortamı sayesinde tanıyor olsamda garip bi ilgi ve sevgi duyuyorum kendisine. Ve en imzalısından kitabınıda almış ve bi çırpıda okuyup bitirmiş bulunmaktayım. Tabikide çok güzeldi ve keyifle okudum. En saçma yada en sıradan olayı bile öyle bi şekilde kelimelere döküyorki insan bi anda daha önce farkında bile olmadan yaşadığı bi çok şeyi kendininde tamda öyle hissettiğini farkediyor. Kendisini yakından görüp bide o anı ölümsüzleştirmiş bulunmaktayım. O yüzden çok mutlu oldum. Kitabını alıp okumanızı tavsiye ederim. Heleki bi anneyseniz dahada şiddetle tavsiye ederim. Yeri gelmişken şiddetide şiddetle kınıyorum. Ozaman öyle işte…

Dip Not: Arka planda öyle fotoğrafta çıkabilmek için çaktırmadan poz verende Burak Aksak oluyor. Aramıza almadıysak O’nu demekki napsın adamcağız. Stand O’nun şimdi istediği kameraya poz verir yani yapcak bişey yok 😀

“İyiyim oturuyorum”

Yakın zaman önce size Ceylan Taş ve yazılarından bahsetmiştim ve tabiki bir kitap çıkarmak üzere olduğundanda. Ve sonunda başarmış. Azönce öğrendim ve acayip mutlu oldum. Üstelik dahada güzel bi haber olarak 5 Kasım Pazar günü saat 13:30’da Tüyap Kitap Fuarı’nda O’da burda olcakmış. 12. Salon 212B nolu Küsurat standında olucakmış. Bi aksilik çıkmadığı sürece tabiki orda olup tanışmaya ve kitabını almaya gidicem inşallah. Ve bunun düşüncesi bile çok heyecan verici. Uzun süredir severek takip ettiğin birinin ilk kitabının çıkıyor olması ve kendisini yakından görücek olmak falan değişik bi heyecan. Yeni yazarımız vatana millete hayırlı olsun ozaman.. 

Çokmu ciciyiz ne

Yine sevimli bi mutfak eşyası bularak mutfağın şirinliğine şirinlik katmaya devam ediyoruz. Yada diğer bi bakış açısıyla evi anaokulu yada barbie evine dönüştürmüş olabilirim ama olsundu, böyle mutlu oluyoduysam demekki. Bu cici kavanozu bulmuş ve kendimce dillendirmiş olmaktan ötürü çok mesudum şuan. Artık evin kahve kavanozu olmak onun görevi bu hayatta. Kendisine yeni hayatında başarılar ve umut dolu fallara sebebiyet vericek tazecik kahveleri saklamasını diliyorum. Ozaman sıradaki şarkı kendisine gelsin diyelim. Kavanoz dipli dünya…

Hayatımın satır araları